28.12.2021, 17:08

Şimdiki En Büyük Ekonomik Kriz ve Kârlılık

Güncel ekonomik krizimizde beklenmedik bir şekilde tedarik zincirinin en önemli rolü alığı gözlemleniyor. Tedarik krizinin tedavisi talep yönlü değil de arz yönlü politikalarla ve yapısal reformlarla yapılabilir. Artan stagflasyonist baskılar karşısında Merkez Bankalarının yakın gelecekteki tavrı dikkatle izlenecek. İzliyoruz da ne oluyor o da ayrı konu.

Yurt içinde TCMB ve dışarıda ise FED kararlarına giderken önemli Makro ekonomik veriler yakından takip ediliyor. Tedarik krizi stagflasyonist etkileri şiddetlendiriyor. Enerji fiyatlarındaki baş döndürücü yükseliş sürüyor. Açıkça belirtmemiz gerekir: Mesele talep kaynaklı değil. Sorun; net bir şekilde arz kaynaklıdır. Ancak sorunun ana kaynağı yalnızca pandemi değil. Yapısal sorunlar çok büyük. Bu da şirket karlılıklarını doğrudan etkiliyor! Şirketlerimizi etkileyen “Kelebek etkisini” daha yakından değerlendirelim;

Enerji krizinin ardındaki yapısal sorunlar neler olabilir?

Çin'de iş güvenliği nedeniyle birçok kömür madeninin kapatılmış olması en başta problemin kaynağı olarak görünmektedir. Yine Çin'de fiyatların devlet tarafından belirlenmesi sonucu, kömür yakmalı enerji üretiminin ekonomik olarak verimli olmaması nedeniyle aksaması problemi ortaya çıkmaktadır. Ayrıca Çin kış aylarında sorun yaşamamak adına kömür ithalatının kapısını sonuna kadar açsa da; Rusya Avrupa’nın sorununu çözmeye odaklanması, şiddetli yağışların Endonezya’da üretimi durdurması ve kamyon taşımacılığı sorunlarının Moğolistan’dan temini zorlaştırması işleri sekteye vurdurmaktadır.

Avrupa'nın enerji sorunun arkasında; düşük doğalgaz stokları ve temin zorlukları, rüzgar ve güneş santrallerinden gelen zayıf arz ve bazı nükleer santrallerin bakıma alınmış olması yatmaktadır.

İngiltere'deki enerji arz açığının arkasındaki ana nedenin; kamyon şoför açığı olduğu belirtiliyor. Brexit, sertifikasyon, ehliyet sürecinin yavaşlaması ve pandemi nedeniyle eğitimlerin durmuş olması sana nedenler gibi görünüyor.

İklim sorunların ile mücadele kapsamında dünyanın birçok yerinde kömür madeni çıkarımının yavaşlatılması da cabası.

Bütün bunların sonucunda yıllardır normal seyrini sürdüren kömür fiyatları 2021 yılında 60 dolarlardan 167 dolar seviyelerine çıkmıştır.

Bir de işin doğalgaz tarafına bakalım. Doğalgaz fiyatlarındaki artış nelere sebebiyet verebilir?

Endişeyle beklediğimiz soğuk kış mevsimi öncesinde ısınamama kaygıları stoklama eğilimini daha da artırıyor. Doğalgaz fiyatlarındaki sert artış satın alma gücünü derinden etkileyecek ciddi kamuoyu tepkisine neden oluyor. Doğal olarak fiyatlardaki sert artış hemen hemen her yerde üretim maliyetlerini arttırıyor. Gıda fiyatlarında son dönemde yaşanan yükselişin önemli bir kısmının buradan kaynaklandığı belirtiliyor. Küresel kuraklık ve yaşanan afetler nedeniyle hidroelektrik santrallerin verimi de çok düştü. Hava koşullarında ki olumsuzluk, güneş ve rüzgar üretimini de olumsuz etkiliyor. Nükleer santrallerin eskimiş olması nedeniyle verimsizliği ve bakıma alınmaları da üretimi aşağıya çekiyor. Rusya gibi bazı ekonomilerin kendi stoklama eğilimlerini artırmaları sonucu ihracatı yavaşlatmaları sorunları daha da artırıyor.

Navlun fiyatları neden artış gösteriyor?

Dünyada kamyon ve kamyon şoförü sayısı azalırken, limanlarda çalışan işçi sayısında da belirgin bir azalma söz konusudur. Çin'e uygulanan Ticaret yaptırımlarının payı azımsanmayacak düzeyde devam etmektedir. Konteyner sayısındaki yetersizlik ve boş konteynerlerin ilgisiz coğrafyalarda birikmiş olması da verimsizliği artırmaktadır.

Gemi sayısındaki azalma talebin uzunca bir süre zayıf kalacağına ilişkin olarak pandemi süresince oluşan algı, sipariş iptallerine de neden olmuştu. Son yıllarda yaşanan rekabet kavramı ile uyumlu olmayan şirket birleşmeleri ve bunun sonucunda ortaya çıkan oligopolistik yapılar rekabeti bozmaktadır. Daha önce 70 şirket olan bu sektörde yapılan birleşmeler sonucunda 7 ana büyük şirket kalmıştır ve pazarı domine etmektedirler.

Gıda fiyatlarındaki artış neden kaynaklanıyor?

En temel neden küresel ısınma ve dramatik iklim değişiklikleridir. Bu kuraklık karşısında ülkeler daha korumacı politikalar izleyerek insani sorunların önüne geçmeyi amaçlıyor. Ancak bu korumacı reaksiyonlar fiyatları daha da yukarı itiyor.

Yangınlar, yüksek sıcaklıklar ve bunun gibi diğer nedenler rekolte kaybına neden oluyor.

Beslenme alışkanlıklarındaki değişim bunu körüklüyor. Bu kapsamda daha sağlıklı beslenme eğilimi fiyatlar üzerinde etkili oluyor. Pandemi nedeniyle evde tüketimin artması ve kuvvetlenen stoklama eğilimi de fiyatları arttırıyor. Yukarıda bahsettiğimiz gibi navlun maliyetlerinin artması ve üreticiden tüketiciye transferlerin yavaşlaması ile beraber fiyatları arttıran diğer bir etken de anti-trust kurallarının yeterince çalışmaması ve fiyatların daha da artacağı beklentisi ile stokçuluk eğiliminin baş göstermesi fiyatları daha da yukarı gitmekte.

Konut fiyatları neden artış kaydediyor?

En temel neden İnşaat maliyetlerindeki artıştır. Örneğin Türkiye'de enflasyon yıllık bazda % 19 artarken bina inşaatı malzeme enflasyonu yıllık %57 oldu.

Merkez bankalarının küresel bazda ultra-gevşek likidite koşulları uygulaması para kavramının satın alma gücü kavramında erozyona uğramasına neden oldu. Bunun sonucu olarak da yatırımcılar başta konut olmak üzere fiziksel varlıklara yöneldi. Enflasyonun yüksek olduğu ekonomilerde konut alımı enflasyona karşı bir koruma enstrümanı olarak kullanılabiliyor. Mesela Türkiye'de enflasyon yıllık %19 iken konut fiyat artış ve ülke genelinde ortalama %31 oldu. Pandemi nedeniyle konut inşaatında yavaşlama olurken ruhsat sayısında da azalma yaşandı. Pandemi süresince alışkanlıklarda yaşanan radikal değişim de fiyatlar üzerine etkili oldu. Mesela Türkiye'de pandeminin önemli bir kısmında tatil ve sayfiye yerleri ile bahçeli evler çok daha fazla ilgi gördü. Şimdi ise şehre dönüş kavramı etkili oluyor.

Otoritelerin öncelikle sorunun hem niteliğinin hem de niceliğinin değiştiğini anlamaları gerekiyor. Sorun talep değil arz kaynaklı. Bunun da arkasında kritik yapısal önlemler ihtiyacı yer alıyor.

Dünyada borç sorunu oldukça büyük. Kriz kahini Roubini (Temmuz 2021) der ki, ortaya çıkacak bir stagflasyon dünyayı büyük bir borç krizine sokabilir. Roubini, şiddetlenen ticaret savaşları, demokratik olmayan kararlardaki artış, gelir dağılımı adaletsizliği, arz yönlü şokların kalıcılığı ile ilgili kaygıları nedeniyle küresel borç krizini kaçınılmaz olarak görüyor.

Dünyada 2008 sonrasında şişen varlık balonu pandemi sonrasında uygulanan politikalar ile çok şişmeye devam etti. Birçok göstergeye göre hisse senetleri tarihsel ortalamaların çok üzerinde. Ayrıca, hisse senedi yatırımcı oranlarında 70’lerle karşılanmayacak orandaki artış büyük bir kırılganlık yaratıyor.

Türkiye bu sorunun neresinde yer alıyor ve neler yapmamız gerekiyor?

Türkiye dünya enflasyon liginin ilk sıralarında yer alıyor. Yıllık TÜFE %19.58 ile 30 ayın zirvesinde yer alırken, yurtiçi ÜFE ise %43.96. En kötüsü geri de mi kaldı? Açıkçası pek emin değiliz. Türkiye’de enflasyon verilerine yönelik güven son yıllarda ciddi bir erozyona uğradı. Bununla birlikte, bütçe gelirlerinden feragat edilerek enflasyonla mücadele edildiğini de biliyoruz.

Stagflasyonun ne olduğunu bir kez daha hatırlayalım. “Stagnation + inflation” .

Stagflasyon, enflasyonun yüksek seyrettiği bir ortamda büyümenin zayıf kalması ve işsizliğin yüksek seyretmesi anlamına geliyor. 1970’lerde ABD bu belanın en ağırını deneyimlemişti…

Stagflasyon riskine karşı neler yapılabilir? ABD’de en son 1970’lerde görülen ve o günden bu yana genel ekonomik yapıda yaşanan değişimler nedeniyle net bir görüşte bulunmak çok zor!

Bu şartlar altında Türk Şirketlerinin karlılık için yapması gerekenler;

1. Likiditeye çok önem vermek. “Nakit Kraldır” kuralından yana hareket ederek likiditeye önem vermek, banka limitlerini hazır bulundurmak ve nakitte kalmak çok önemlidir.

2. Tamamen Riskten Kaçınarak hareket etmek gereklidir. Döviz açık pozisyon almadan ve vade uyumsuzluğu (maturity mismatch) yaratmadan çalışmalara devam edilmelidir. Tahsilatlara ve mal ve hizmet satılan müşterilerin kredibilitelerine çok dikkat etmek ve risk alma çıtasını düşük tutmak gereklidir.

3. Döviz kazanca öncelik verilmeli ve satışları mümkün olduğu kadar döviz bazlı veya dövize endeksli yapılmaya çalışılmalıdır. Mümkünse ihracata ağırlık verilmelidir.

4. Marka yönetimi çok önemlidir. Pazardaki farklı tüketici gruplarına farklı özelliklere sahip, farklı fiyatlarda ürünler sunulmalı ve pazarlama karması (Fiyat, yer, ürün, promosyon) buna göre yapılmalıdır.

5. Yeni paradigmalara uyumlu işler yapılmaya çalışılmalıdır. Yeni şartlar yeni ürünleri ve hizmetleri gerektirir.

6. Fiyatın direkt veya dolaylı yoldan devlet tarafından belirlendiği işlerden kaçınmak gereklidir.

Koray TULGAR

CFO

Türkiye Petrolleri A.Ş.

Yorumlar (0)
20
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 37 70
3. Konyaspor 37 67
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Antalyaspor 38 59
7. Beşiktaş 37 58
8. Karagümrük 37 57
9. Sivasspor 38 54
10. Adana Demirspor 37 52
11. Galatasaray 38 52
12. Kasımpaşa 38 51
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 37 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 35
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 37 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 68
2. Ümraniye 36 68
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Keçiörengücü 36 49
12. Denizlispor 36 49
13. Gençlerbirliği 36 49
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 35 45
16. Bursaspor 35 41
17. Kocaelispor 35 41
18. Menemen Belediyespor 35 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 37 89
3. Chelsea 37 71
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 37 49
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 37 45
14. Aston Villa 37 45
15. Southampton 37 40
16. Everton 37 39
17. Burnley 37 35
18. Leeds United 37 35
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Osasuna 37 47
10. Celta Vigo 37 46
11. Valencia 37 45
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Espanyol 37 41
14. Elche 37 39
15. Getafe 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 37 31